İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dövizdeki yükselişe ilişkin, “Dolar aldı başını gidiyor, ülkemizin durumu, uçuruma yuvarlanacak bir otobüse benziyor. Ve maalesef, hepimizin içinde olduğu o otobüsün direksiyonunda da, yorgun bir şoför var. Yorgun şoförün direksiyon başında oturma ısrarı sorumsuzluktur. O yorgun şoför, Londra’da, yine sorumsuz, sorumluluktan uzak bir konuşma yaptı. Direksiyon o yorgun şoförün elinden alınmazsa, ülkemizin o otobüsün içinden canlı çıkma ihtimali yoktur. Türk Lirası, yılbaşından bu yana, yüzde 12 değer kaybetmiş. Krizdeki Arjantin Peso’sundan sonra, en fazla değer kaybeden para birimine sahibiz. Gecen Eylül ayında, 3.40 olan dolar, bugün neredeyse 4.5 Lira. Eğer, bir şeyler yapılmazsa, çok yakında 5 lira olacak” dedi.

Gazze’de yaşananlara değinen Akşener, hükümetin tutumunu eleştirerek” “Türkiye Cumhuriyeti’ne ve bölgeye yapılacak en büyük iyilik, ülkemizi yönetenleri, ‘lafla peynir gemisi yürütmekten’ men etmektir. Ekran önündeki bir ‘one minute’ ile, 9 yıl idare ettiler, bu 9 yılda, binlerce Filistinli kardeşimizin katledilmesi, hiç durmadı. Bu çok acıdır. Yaşanan son vahim durum, ülkemiz yöneticilerine, artık dürüst, tutarlı ve ciddi bir dış politika ihtiyacını göstermeye yetmelidir. Filistin halkına, desteğimizi göstermek istiyorsak, bundan daha etkin ve sonuç alıcı bir dış siyaset tavrı olamaz” ifadelerini kullandı.

ABD’NİN BÜYÜKELÇİLİĞİ’Nİ KUDÜS’E TAŞIMASI

Kudüs’te yaşananlara değinen Akşener, şöyle devam eti:

“Bu toplantıyı, yaşadığımız iki vahim nedenle, yapma gereği duyduk. Birisi dış politikadaki, diğeri, ekonomideki gidişatla ilgili. Kudüs’te yaşananlar, artık bir bölgesel sorun olmaktan, çok daha öteye, bir insanlık sorunudur, bir katliamdır. Daha da kesin söylemek gerekirse, bir tarafta en büyük güç odaklarının, diğer tarafta, hiçbir gücü olmayanların, bir tarafta en ağır silahların, diğer tarafta, sadece taşların ve sopaların olduğu, bir tarafta, dünyanın en acımasız saldırganlarının, diğer tarafta eli kolu bağlanmış olanların yaşadığı, insanlık tarihinin en adaletsiz, en eşitsiz savaşı yaşanmaktadır. Böyle zamanlarda, devletlere ve devlet temsilcilerine düşen, sadece kınamak olmamalıdır. Tıpkı ülkemiz yöneticilerin yaptığı gibi, sadece kınamak, mevcut durumun devamını sağlamaktan öteye gitmez. Ölüm dediğiniz, katliam dediğiniz durumların, sözlere tahammülü yoktur. Büyük yanlıştan büyük ders çıkarmak gerekir. Kudüs’te yaşanan, bizim acılarımızın parçası olan vahim durumun en büyük yanlışlarından biri, Türkiye’nin tutarsız ve içi başka dışı başka dış politikasıdır. Bir yandan, Müslüman dünyanın temsilcisi, iddiasını taşıyıp, diğer taraftan, o Müslüman dünyaya, eziyet yapanlarla çıkar birliktelikleri kurmaya devam etmek yanlıştır. Her felaket durum, sözle değil fiille, aksiyonla karşılık bulmazsa, itibarlı bir politikaya sahip olamazsınız”

‘BİR ‘ONE MİNUTE’ İLE, 9 YIL İDARE ETTİLER’

“Türkiye Cumhuriyeti’ne ve bölgeye yapılacak en büyük iyilik, ülkemizi yönetenleri, ‘lafla peynir gemisi yürütmekten’ men etmektir. Ekran önündeki bir ‘one minute’ ile, 9 yıl idare ettiler, bu 9 yılda, binlerce Filistinli kardeşimizin katledilmesi, hiç durmadı. Bu çok acıdır. Yaşanan son vahim durum, ülkemiz yöneticilerine, artık dürüst, tutarlı ve ciddi bir dış politika ihtiyacını göstermeye yetmelidir. Filistin halkına, desteğimizi göstermek istiyorsak, bundan daha etkin ve sonuç alıcı bir dış siyaset tavrı olamaz. İlk gün söylediğim gibi, Türkiye var oldukça Filistin yalnız olmayacaktır. Türkiye’nin çevre coğrafyasında yaşanan, yaşanacak olan her durumda, bizim dış politika anlayışımızın büyük önemi vardır. Tavır ve kararların bu sorumluluk içerisinde olması lazımdır. Bir kez daha, çocukların, masum insanların katledilmesinden duyduğum acıyı ve üzüntüyü paylaşmak isterim”

‘UÇURUMA YUVARLANACAK BİR OTOBÜS GİBİYİZ’

“Bu toplantının ikinci nedeni ise malumunuz, ekonomideki büyük savrulmadır. Deprem olması için seçimleri bekleyenler, nerede yaşıyorlar, kimlerin diliyle konuşuyorlar bilemem, ama Türkiye’de yaşamadıkları, Türkçe konuşmadıkları kesindir. Dolar aldı başını gidiyor, ülkemizin durumu, uçuruma yuvarlanacak bir otobüse benziyor. Ve maalesef, hepimizin içinde olduğu o otobüsün direksiyonunda da, yorgun bir şoför var. Yorgun şoförün direksiyon başında oturma ısrarı sorumsuzluktur. O yorgun şoför, Londra’da, yine sorumsuz, sorumluluktan uzak bir konuşma yaptı. Direksiyon o yorgun şoförün elinden alınmazsa, ülkemizin o otobüsün içinden canlı çıkma ihtimali yoktur”

‘HEDEFLER, DAHA BEŞİNCİ AYIN BAŞINDA TÜKENDİ’

“Ekonomi, öngörü isteyen, aşağı yukarı tahminler yapılması gereken bir alandır. Bırakın uzun vadeli tahmin ve hedefleri, resmi ağızlardan sabah yapılan açıklamaların, akşama kalmadan geçersizleştiğine şahitlik ediyoruz. Balon misali patlayan, 2023 hedefleri bir kenara, Sayın Erdoğan ve ekibinin, 2018 yılı hedefleri, daha beşinci ayın başında, tükenmiş ve bitmiştir. zun dönemdir süregelen, ekonomideki sapma eğilimi, artık çözülme sürecine girmiş durumdadır.”

“Son birkaç yıldır, yerli ve yabancı bütün analizler, Türkiye’nin, en kırılgan ekonomilerin başında geldiğini, ortak kanaat olarak vurguluyor. Enflasyon ve faiz sarmalı, tekrar ortaya çıkmıştır. Devam etmesi yıkıcı etkilere yol açacaktır. Sayın Erdoğan’ın yurtdışında, ekonomi konusunda, yaptığı konuşma, Türk ekonomisinin sahipsizliğini, atta ondan öte, temel ekonomik realitelerden bile kopuk bir anlayışla zorlandığını, dünya kamuoyuna göstermiştir. Kimse, ülkesinin ekonomisini, hem de uluslararası bir ortamda, kendi şahsında toplayamaz. Aklı başında hiç kimse, bağımsız olması gereken kurumlara, seçim sonrası müdahale edeceğini söyleyemez ve halkı korkutmaktan beslenemez.”

‘BOŞ LAFLARLA ÜLKE YÖNETME DÖNEMİ BİTTİ’

“Türkiye, ağzından çıkan laflara mukayyet olamayan biri tarafından yönetiliyor. Seçmeni korkutarak seçim kazanmak gibi, kendi çıkarlarına, ülkeyi feda eden yaklaşım kabul edilemez. Bunu, en üst düzeyde bir sorumsuzluk örneği olarak görüyoruz. Başından beri söylediğimiz gibi ‘ekonomiyi güven yönetir.’ Siyasi iradenin en temel görevi bu güveni sağlamaktır. Ekonomide yapılması gereken, hukuk devleti ve piyasa koşullarının işlevselliğidir. Konularında deneyimli ve başarılı geniş bir kadro içerisinde yeterli hazırlığımız var. Dünya öyle bir dünya ki, ne ekonomi, ne de siyaset, boş laflarla yürütülme dönemini, çoktan geçmiştir. Siyasetçinin, kendine aşık her boş lafının bedelini, millet öder, zaten ödüyor da. Biz diyoruz ki, Eğer, işin ehli olanlar, Türkiye’yi yönetirse, o yorgun şoförün elinden, o direksiyon alınırsa, ülkemiz uçuruma yuvarlanmaktan kurtulacağı gibi, yoluna da, huzur ve güvenle devam edebilir”