Erzurum'da Et ve Süt Kurumu önünde ucuz et kuyruğu.

Erken baskın seçim kararı alan AKP’nin ve Erdoğan’ın en fazla ihtiyaç duyduğu şey herhalde içerden ve dışarıdan gelecek iyi haberlerdir.

Bunun içinde bütün kamu gücünü kullanarak 24 Haziran’a kadarki kısacık zaman diliminde makyajlama hamlesi beklenirdi. En azından birkaç aylık bir iyimser hava oluşturmaları şaşırtıcı olmazdı.

Emekliye iki ikramiye ve vergi affı gibi bütçeye yük getirecek ve mali diplini bozacak seçim yatırımlarını yaptı. Ancak ekonomi öylesine savunma gücünü kaybetmişti ne dövize ne faize ne de enflasyona söz geçirebildi.

Kabaca ekonominin görünümü şöyle; cari açık 53 milyar dolar, dış borç 435 milyar dolar. Dolar 4,28, Euro 5,7 TL, işsizlik yüzde 12, Enflasyon yüzde 13 ve faiz yüzde 15,5. Özel sektörün namütenahi döviz ihtiyacından dolayı en küçük aşağıya doğru hamle alış fırsatı olarak değerlendiriliyor.

Örneğin pazartesi günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2.2 milyar doları bankalara aktarması dövizin düşmesini sağlayamadı. Bu rakamın yarısının bile dövizin yönünü aşağıya çevirdiği günler çok uzaklarda kalmış.

Geçmişte kritik zamanlarda AKP’nin şeytan tüyüne pek bir tanık olmuştuk. Bir yerlerden gelen sıcak paralarla piyasalar bir şekilde sakin tutulurdu. İşim doğrusu bende bir kurtarıcı hamle bekliyordum. Ancak olmadı olmuyor. Durumun vehametini biliyorduk ama böyle bir acziyeti 16 yıllık AKP iktidarından beklemiyordum.

İşin daha karmaşık bir boyutu varki zannediyorum bunu sadece iktidar değil muhalefette düşünüyordur: Büyük bir ekonomik krize doğru başaşağı sürüklenirken Türkiye’yi kurtaracak acı reçetesiz bir formül ufukta yok.
Sıcak para ile sürekli ertelenen bir krizin patlaması an meselesi ise 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı olacak kişi ve iktidar partisini çok zor bir süreç bekliyor.

Olurda Erdoğan ve AKP iktidarı kaybetmesi halinde bir enkaz devralacak yeni iktidarın kısa sürede yıpranması söz konusu. Erdoğan bildik söylemlerle “bunlar üç keçiyi bile güdemezler. Biz gittik böyle oldu” deyip yeniden güçlü bir şekilde gelmeye çalışabilir. Tabi bu dediğim Ceteris Paribus (diğer değişim faktörleri sabit kalma hali) durumunda geçerli.

Bu konuyu biraz daha açalım; AKP büyük bir ekonomik krizin arkasından iktidara geldi. 2001 krizini oluşturan üçlü koalisyon partilerinin ikisi tarih oldu( ANAP ve DSP) diğeride Meclis dışında kaldı(MHP). Zaten çöken bir ekonomide iyileşen her rakam AKP hanesine yazıldığı gibi halk nezdinde de büyük bir avansla yola çıkmıştı. Şimdi eğer AKP’nin sebep olduğu krizin bedelini başka bir parti yada partiler öderse Erdoğan’ın yine kahraman olma ihtimali var.

Uzun iktidar döneminde Erdoğan olumsuzlukları artı hanesine yazdırmayı başarmış kurt bir siyasetçi. 7 Haziran seçimlerinden sonra attığı adımlarla muhteşem bir geri dönüş yapmıştı. Bakalım yörüngesine girdiğimiz kriz sürecinden benzer bir başarı hikayesi çıkarabilecek mi?

“Emareler belirdi, büyü bozuluyor” ifadesini ilk kullanan isim zannediyorum Baskın Oran idi. Şimdi bir çok gazeteci ve ekonomist benzer cümleler kuruyor. Biz bu yazıda sadece ekonomi penceresinden bir değerlendirme yaptık. Meselenin dış politika ve demokratik kriterler boyutunda da durum hiç iç açıcı değil. Bu konuda yurt dışında sayısız açıklamalar yapıldı. Herşeyin hızlandığı bir zaman diliminde bazı analizlerin isabet oranını test etmek için çok beklemeyeceğiz.